Hunhar emellere Osmanlı'nın şamarı! | intHaber.com

SON DAKİKA

intHaber.com

Hunhar emellere Osmanlı’nın şamarı!

ABONE OL
Hunhar emellere Osmanlı’nın şamarı!
Bu haber 11 Eylül 2020 - 7:19 'de eklendi

Bahçeli, “Elbette dün içimize nifak saçmaya çalışan tekfur kalıntılarına, Türk’ü yok etmeye kararlı hunhar emellere nasıl direnç gösterilmişse, bugün de bu büyük milletin iradesinin yeniden şahlanarak hak edenlere Osmanlı’nın şamarını indireceği mutlaktır, muhakkaktır”

MHP Lideri Bahçeli açıklamasında, “Söğüt Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Yörük Şenlikleri Türk milletinin tarihsel iradesini, fütuhat ruhunu, mücadele gücünü, kültür ve kardeşlik müktesebatını temsil edip sembolleştiren derin bir mana ve muhtevaya sahiptir. Bu şenliklerin 739’uncu yıldönümünü gururla idrak ediyoruz” dedi.

“BU BÜYÜK MİLLETİN İRADESİNİN YENİDEN ŞAHLANARAK HAK EDENLERE OSMANLI’NIN ŞAMARINI İNDİRECEĞİ MUTLAKTIR, MUHAKKAKTIR”

MHP Lideri Devlet Bahçeli açıklamasında şunları kaydetti:

“Söğüt Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Yörük Şenlikleri Türk milletinin tarihsel iradesini, fütuhat ruhunu, mücadele gücünü, kültür ve kardeşlik müktesebatını temsil edip sembolleştiren derin bir mana ve muhtevaya sahiptir. Bu şenliklerin 739’uncu yıldönümünü gururla idrak ediyoruz.

Ertuğrul Gazi ve onun kutlu ahfadı; önceki dönemlerin çapsız kavgalarından, derin ihtilaflarından önemli sonuçlar çıkarmışlar; kaldı ki ayrışarak, bölünerek, kutuplaşarak büyük hedeflere ulaşılamayacağını engin bir feraset ve ahlaki isabetle teşhis etmişlerdir.

Osman Gazi’yle birlikte, Anadolu Türkmen boyları içine düştükleri karanlık ve kargaşadan kurtulmaya başlamışlar, daha üst ve büyük ülkülerde birleşmenin kalıcı yol ve yöntemlerini aramışlardır. Nitekim Çınar rüyası bunun muştusu ve muharrik unsuru olmuştur.

Söğüt topraklarına kök salan küçük bir filizin, obadan üç kıtaya tutunan bir fikriyatın ilerleyen yıllarda gövdesi ve dallarıyla her tarafa ulaşan koca bir cihan devletine ulaşmasındaki sır, kaynaşmanın ve kucaklaşmanın akılla sağlanmasında, azimle sürdürülmesinde gizlidir.

Bugün de özlemini çektiğimiz bu bütünleştirici ruh; birliği ve dirliği bozulmuş, dağılmış ve birbirinden kopmuş olan Anadolu coğrafyasında vücut bulan bir uç beyliğinden, çağ açıp çağ kapatan, kıtaları baştan ayağa kaplayan devasa bir imparatorluğa ulaşılmasını temin etmiştir.

Dönemin jeopolitik şartlarının gereği olarak Söğüt’ü yurt tutan 400 çadırlık Türkmen ruhu; iç çelişkilerini aştığı takdirde dünya üzerinde nasıl bir küresel güç olunacağını açıklıkla göstermiştir. Bu gerçeği görmeyen, göremeyen kim varsa gaflete ve yanlışa düşmüştür.

Bugün korkulan esasen budur. Türkmen ruhunun güç verdiği büyük Türk milletinin böylesine tarihi atılımı bir daha yapamaması için sahne alan tahrikler, tuzaklar ve kumpaslar bu yüzdendir. Ege ve Doğu Akdeniz’deki oynanan zalim oyunların gerçek nedenleri de burada aranmalıdır.

Osmanlı sonrasında, var olan uzlaşma, hoşgörü ve barış ortamı bir daha yakalanamamıştır. Balkanlar’dan Ortadoğu’ya kadar pek çok yerde savaşlar ve çatışmalar süregelmiştir. Türk milleti medeniyet birikimiyle, muazzam kültürüyle huzur, istikrar ve dengenin nişanesi olmuştur.

Osmanlı İmparatorluğu ve akabinde Türkiye Cumhuriyeti; yüksek Türk kültür ve yönetim mirasının bir devamı, asırlardır yüreklerde taşınan, fedakarlık ve kahramanlıkla taçlanan kutlu veraset ve vasiyetin de bir ifadesidir.

Sultan Alparslan’la başlayan ve Ertuğrul Gazi’yle birlikte daha da sahiplendiğimiz Anadolu coğrafyası, uğruna verdiğimiz şehitlerimizle beraber vatanlaşmıştır. Bu tarihi karar, Türksüz bir Anadolu özlemi çeken Haçlı zihniyetine yönelik verilmiş en keskin, en kat’i cevaptır.

Ne var ki, yüzyıllardır hapsoldukları karanlık mahzenden çıkmak için fırsat kollayanlar ve Türk’ün hayat hakkını gasp etmek için plan yapanlar şimdilerde tekrar bellerini doğrultmuşlar ve yeni bir hesaplaşma maksadıyla köhne ve küstah taktiklerini uygulamaya başlamışlardır.

Türk ve İslam husumetini rehber yapan muhasım ülkelere, iç ve dış işbirlikçilerine Ertuğrul Ocağı’nın duruşuyla, sağlam mesajıyla, sarsılmaz dirayetiyle, ceddimizin irfanıyla ve taviz vermez millet iradesiyle mukabele, ihtiyaç hasıl olursa da cesaretle müdahale edilecektir.

Elbette dün içimize nifak saçmaya çalışan tekfur kalıntılarına, Türk’ü yok etmeye kararlı hunhar emellere nasıl direnç gösterilmişse, bugün de bu büyük milletin iradesinin yeniden şahlanarak hak edenlere Osmanlı’nın şamarını indireceği mutlaktır, muhakkaktır.

Tarih şuuruna müstesna katkılar veren, geçmişimize objektif ayna tutan, beğeni ve ilgiyle izlenen Diriliş Ertuğrul dizisi gerçekten takdire şayandır. Bu diziye emek veren, yapımında payı olan, muazzam bir oyunculuk sahneleyen her kardeşime teşekkür ve tebriklerimi iletiyorum.

Ayrıca terörle mücadele esnasında yaralanmalarına rağmen vazife malulü ve gazi sayılmayan, haklarını alamadıkları için mağduriyetler yaşayan kardeşlerimizin gittikçe derinleşen sorunlarının partiler üstü bir kavrayışla ele alınıp çözüme kavuşturulması acilen sağlanmalıdır.

TBMM’nin 1 Ekim’de açılmasıyla birlikte üzerimize düşen sorumluluk tam ve eksiksiz yerine getirilecek, gazilerimize gecikmiş vefa borcumuz bihakkın ödenecektir. Gazi ve şehitlerimizin eşsiz mücadeleleriyle yazılan tarihimiz, onlara vereceğimiz destekle geleceğe uzanacaktır.

Büyük ceddimiz Ertuğrul, Gazi’dir, evladı Gazi’dir, Mustafa Kemal, Gazi’dir, Türk milleti Gazi bir millettir. Gazilerimize ne yapsak yetersizdir. Onlar bize emanettir, bu kapsamda emanet zayi edilmeyecektir.

Söğüt’ten çıkıp, Anadolu Türk birliğini tesis eden, oradan büyük bir cihan devleti kuran muhterem ceddimiz Ertuğrul Gazi’yi, Osman Gazi’yi, kahraman ecdadımızı ve devletimizin kurucusu aziz Atatürk’ü minnetle, hürmetle ve rahmetle yad ediyorum.

Ruhları şad, mekânları cennet olsun. Cenab-ı Allah hepsinden razı olsun.”

ABONE OL
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER